Son güncellenme :03.06.2016 14:06

Anasayfa > Anasayfa > ÜÇ DEVRİMCİ USTAYI SAYGIYLA ANIYORUZ

03.06.2016 Cum, 14:06

ÜÇ DEVRİMCİ USTAYI SAYGIYLA ANIYORUZ
Memleket hasretini, memleket sevdasını yüreğinin derinliklerinde duyan, devrimin mavi gözlü devi  Nazım Hikmet; şiirleriyle Anadolu insanının acısını, hüznünü, coşkusunu arı Türkçesi ile anlatan, hayatı boyunca ezilenlerin yanında yer alan ve onlarla omuz omuza mücadele eden bir usta şair Ahmed Arif; aynı değerler uğruna mücadele etmiş yoksulun, işçinin, emekçinin haklarını hikayeleriyle dile getiren usta yazarımız Orhan Kemal’i ölüm yıl dönümleri nedeniyle saygıyla anıyoruz.
Devrimci ruhunu şiirlerine yansıtan, inandığı değerler uğruna yıllarca sürgün ve hapis hayatı yaşayan Nazım Hikmet, yaşamı boyunca sanatı ile toplumsal mücadeleyi birleştirmiş, memleket sevdasını yüreğinin derinliklerinde duymuştur. O hep şiirler yazdı ve tepeden tırnağa insandı. Memleket hasretiyle yanıyordu dünya şairinin yüreği. Hapislerde, sürgünlerde, kavga ve hasretle geçen ömrü, 53 yıl önce 3 Haziran 1963’te çok sevdiği ülkesinden uzakta son buldu.

O,  “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!” diyerek bizi özgür ve kardeşçe, mutlu yaşamaya davet eden, bunun özlemini çeken bir ozandı…

Büyük ozanın “Hürriyet Kavgası” şiiri sanki bugünler için yazılmış gibidir:

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zaptettiler yine.

Beyazıt’ta şehit düşen
silkinip kalktı kabrinden,
ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını
yıktı Şahmeran’ın mağarasını.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

O’nun izinden giden Ahmed Arif ise, her türlü gericiliğe karşı çıkmış, insana ve genel anlamda halka yönelik saldırılara, sömürüye hep karşı olmuş ve bu duruşunu hiçbir zaman bozmamış, yılmaz, yiğit bir kavgacıydı.  “Nazım dünya şairiyse, Ahmed Arif Anadolu şairidir” sözünü doğrularcasına, Anadolu insanının sesi olmuştur Ahmed Arif.

Çalışan fakirlerin yazarı olarak nitelenen Orhan Kemal, emeği anlatmış, ama kendi emeğinin değeri bilinmemiş toplumcu bir yazar, hayatının son günlerine kadar çalışmış, üretmiş; roman, hikâye, senaryo ve oyun alanlarında onlarca esere imza atmış bir kalem emekçisiydi. Beş yıl yattığı Bursa mahpushanesinde Nazım’la tanışmış, onun yönlendirmesiyle roman ve öykü yazmaya başlamıştır. Murtaza (1952) Bereketli Topraklar Üzerinde (1954) Devlet Kuşu (1958), Gurbet Kuşları (1962), 72. Koğuş (1967) gibi başyapıtlar bırakarak 2 Haziran 1970’te hayata veda etmiştir.

Orhan Kemal’in ruhu, bugün yalnızca onlarca roman ve yüzlerce öyküyle değil, yazarın yapıtlarında defalarca irdelediği haksızlık ve ayrımcılık gibi sorunlara karşı yürütülen canlı mücadeleyle de aramızda dolaşıyor.
Hasan Hüseyin Korkmazgil’in deyimiyle, onlar, “bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta”.  Rahat uyuyun büyük ustalar. Sizlerin aydınlığını karartamayacaklar; ışığınız ışığımız olacaktır.

Bu yazıyı paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*