Son güncellenme :03.06.2016 12:45

Anasayfa > Anasayfa > MAARİF VAKFI’YLA EĞİTİM SARAYA BAĞLANIYOR

03.06.2016 Cum, 12:45

MAARİF VAKFI’YLA EĞİTİM SARAYA BAĞLANIYOR

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 652 sayılı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, bugün Genel Başkanımız Veli Demir’in de katıldığı TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı.

Tasarı ile Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden 1 milyon TL aktarılarak yurtiçinde ve yurt dışında faaliyet gösterecek Maarif Vakfı kurulması planlanmaktadır. 1981 yılında kurulmuş olan Milli Eğitim Bakanlığı Vakfı dururken böyle bir vakfın kurulması akıllara birçok soru işareti getirmektedir.

Merkezi İstanbul’da olacak Vakfın Mütevelli Heyeti’nin dördü Cumhurbaşkanı, üçü Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecektir. Milli Eğitim Bakanlığı iki, Dışişleri bir, Maliye Bakanlığı bir, Yükseköğretim Kurulu bir temsilci ile Vakfın Mütevelli Heyeti’nde temsil edileceklerdir. Mütevelli Heyetinin oluşumuna baktığımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kontrolünde yeni bir TÜRGEV yaratılmaya çalışılacağı, kendilerine yakın tarikat ve cemaatlerin faaliyetlerine yasal kılıf hazırlayacakları, devlet kasasından bu yapılanmalara para aktarılacağı açıktır. Böylece Milli Eğitim Bakanlığı by-pass edilecek ve devletin denetiminden çıkarılacak olan eğitim sistemi doğrudan saraya bağlanacaktır.

Vakfın, okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim yükseköğretimde kurumlar ve yurt, pansiyon, lojman açmasının öngörülmesi, kamusal eğitim alanının daha da daraltılacağı, özel öğretimin doğrudan destekleneceğini göstermektedir.  Yine vakfın yurtdışında da faaliyet gösterecek olması, paralelle mücadele adı altında yeni bir paralel yapı oluşturulacağı ve cemaat okullarının bu vakfa devredileceği izlenimi yaratmaktadır.

Sendikalardan, sosyal taraflardan görüş alınmadan tamamen Cumhurbaşkanı’nın isteği doğrultusunda hazırlanan sözkonusu tasarının bir an önce geri çekilmesi gerekmektedir.

Gelinen süreçte, siyasi iktidarın dini referans alan uygulamaları, dindar nesil yetiştirme projeleri, dini vakıflarla yakın işbirliği,  eğitimin laik yapısını oldukça yıpratmış; özellikle tüm okullarımızı imam hatipleştirmeye yönelik bu politika ve uygulamalar nedeniyle laik ve bilimsel eğitimden giderek uzaklaşılmıştır. Devletin hiçbir kuruluşunun cemaat, tarikat vakıflarının bağış ve yardımına ihtiyacı yoktur. Ülkenin çocuklarının onurlu ve güvenli bir eğitim alması devletin Anayasal görevidir.  Bu nedenle, Maarif Vakfı gibi bir yapılanma yerine, eğitimin eşit, parasız ve kamusal niteliğinin arttırılması gereklidir.

Bu yazıyı paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*