Son güncellenme :13.02.2016 14:01

Anasayfa > Anasayfa > EMEK, DEMOKRASİ VE LAİK EĞİTİM MÜCADELEMİZ ENGELLENEMEZ

13.02.2016 Cts, 14:01

EMEK, DEMOKRASİ VE LAİK EĞİTİM MÜCADELEMİZ ENGELLENEMEZ

“Laik Eğitim ve Emeğe Saygı Yürüyüşü” ile ilgili aralarında Genel Başkanımız Veli Demir’in de bulunduğu 100’e yakın eğitimcinin yargılandığı dava Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

17 Aralık 2014’te, Muğla Yatağan’dan başlattığımız “Laik Eğitim ve Emeğe Saygı” yürüyüşünün son durağı olan Ankara Tandoğan Meydanı’nda güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle gözaltına alınan ve bugün de mahkeme önüne çıkan eğitim emekçileri “Emek ve Laik Eğitim Mücadelemiz” engellenemez pankartıyla Ankara Adliyesi önünde toplandı. Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Hasan Kütük ve MYK üyeleri, Tüm Yerel-Sen Genel Başkanı Doğan Koç, Büro-İş Genel Başkanı Haydar Şahindokuyucu, Türkiye Barolar Birliği, Ankara Barosu ile diğer demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve çok sayıda üyemizin katıldığı basın açıklamasına, CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş ile CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay da destek verdi.

Genel Başkanımız Veli Demir burada yaptığı basın açıklamasında, Eğitim-İş’in sözkonusu eylemi laik eğitime, Cumhuriyetin değerlerine ve Atatürk’e yönelik gerici saldırıları protesto etmek; iş cinayetleri, özelleştirme, taşeronlaştırma ve esnek çalışmaya karşı çıkmak, eğitim emekçilerinin demokratik, akademik, sosyal, ekonomik özlük hak ve taleplerini vurgulamak amacıyla gerçekleştirdiğini söyledi. Demir şöyle konuştu:

“Ülkemizde karma eğitimin ortadan kaldırılmaya çalışılması, okullarımızın imam hatipleştirilmek istenmesi, pedagojinin temel ilkelerine aykırı bir şekilde ilkokul 1.sınıftan itibaren din eğitiminin öncelikli ders, Arapça’nın ilkokul 2.sınıftan itibaren 1. ve 2. kademede ayrıcalıklı seçmeli ders haline getirilmesi dayatmalarına karşı Eğitim-İş’in sessiz kalmayacağını ve mücadeleyi sürdüreceğini bilen AKP iktidarı, bunu engellemek için Anayasal bir hak olan ve tamamen barışçıl amaçlı düzenlenen gösterimize müdahale etmiştir. Dönemin başta İçişleri Bakanı olmak üzere Ankara Valisi ve Emniyet Müdürünün emir ve talimatıyla Tandoğan Meydanı’nda polis tarafından, tomalarla, tazyikli sularla ve gaz bombalarıyla üzerimize saldırılmış; çocuklarını emanet ettikleri öğretmenlerimiz yerlerde sürüklenmiş, ters kelepçeler takılarak 100’e yakın arkadaşımız haksız ve hukuksuz bir şekilde göz altına alınmıştır. Meşru taleplerle gerçekleşen barışçıl gösterimizde kamu emekçisi öğretmenlere, eğitim çalışanlarına uygulanan bu orantısız şiddet, kamuoyunda da büyük infial uyandırmıştır.

Şimdi ise; plastik mermilere, biber gazına, tomalara maruz kalıp şiddet gören bizler değilmişiz gibi ‘Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na Muhalefet Etmek’ suçu ile 100’e yakın üyemizle birlikte yargılanıyoruz.

Her şeye rağmen, bizler, ‘örgütlü emek mücadelesi’, ‘laik çağdaş eğitim’ demekten, Cumhuriyet ve Atatürk’ten vazgeçmeyeceğiz!

İş cinayetlerine, özelleştirmelere, yağma düzenine karşı sınıf bilincini yükseltmeden, bir araya gelmeden, emeği yüceltmeden, emperyal düzene ve faşizme karşı durulamayacağını biliyoruz. Meşru taleplerimizle de biz güçlüyüz! Korkmuyoruz! Verilecek her türlü cezayı da Eğitim Çalışanı Onurumuzun yanında taşımaya hazırız.

Yaşananlar bu ülkede hırsızların, zalimlerin değil; zulme ortak olmayanların, demokrasi talep edenlerin ve ifade özgürlüğü gibi en temel hakkını kullananların cezalandırılmak istendiğini göstermektedir. Siyasi iktidarın, hukuksuzluklara, adaletsizliklere, hak gasplarına karşı çıkanlara yönelik uyguladığı şiddet, politikasının kendi gibi düşünmeyenlere yaşam hakkı tanımaz bir duruma geldiğinin açık göstergesidir.

Sendikalar, demokratik kitle örgütleri, yasaların kendilerine tanıdığı temel haklar gereği ülkemizi, mesleğimizi ilgilendiren konularda düşüncelerini açıklar, karşı olduğu konularda da demokratik tepkilerini gösterirler. Sendikal eylemlere katılmaları gerekçe gösterilerek, haklarında dava açılan arkadaşlarımızın aslında ne amaçla cezalandırılmak istendikleri herkes tarafından bilinmektedir.

Ancak unutulmamalıdır ki, gün demokrasi, hukuk ve özgürlük mücadelesi yürütenlerin günüdür. Bizler eğitim emekçileri olarak her şeye rağmen eskisinden daha kararlı bir şekilde ülkemizin tam bağımsızlığını, eğitim emekçilerinin ekonomik ve demokratik taleplerini, laik eğitimi, Cumhuriyetin değerlerini, Atatürk ilke ve devrimlerini savunmaktan asla vazgeçmeyeceğimizi, demokratik ve meşru zeminde sendikal mücadelemizi daha da etkin bir şekilde sürdüreceğimizi vurguluyoruz.”

Demir’in açıklamasının ardından Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Hasan Kütük, CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’da birer konuşma yaptı.

Bu yazıyı paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*