Son güncellenme :16.07.2015 11:02

Anasayfa > Anasayfa > DİRENENLER KAZANACAKTIR

16.07.2015 Per, 11:02

DİRENENLER KAZANACAKTIR
Başta Karadeniz bölgemizin insanları olmak üzere tüm halkımız, yeryüzündeki bütün varlıkların ortak yaşam alanlarına yapılan kapitalist saldırıya karşı direniyor. Üzerinde kişisel mülkiyet kurulamayacak su, toprak ve orman gibi doğal varlıklar, AKP iktidarının ülkeyi küresel sömürgeci sistemin açık bir pazarına dönüştürdüğü, gözün görebildiği her şeyi alınıp satılabilen piyasa girdisi olarak gördüğü anlayış tarafından hoyratça yağmalanmaktadır.

Bu yağmacı, talancı, kişisel zenginleşmeyi doğanın dengelerinin ve halkın refahının üzerinde gören anlayış, Rize’de Havva Ana’nın yıkılmaz direncine toslamıştır. Havva Bekar, “Vali Kaymakam kimdir? Ben halkım ve buradayım” sözleriyle, ormanına, toprağına ve kendisini var eden bütün bir doğal sisteme sahip çıkmak için gövdesini siper eden yiğit Anadolu kadınlarının sembolü olmuştur.

Kalkınma Bakanlığına bağlı DOKAP (Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı) tarafından hazırlanan ve Karadeniz yaylalarını birbirine bağlayacak olan “Yeşil Yol” projesi, doğal varlıkları ve hayatı tehdit ediyor. “Yeşil Yol, Yeşil Yolculuk!” sloganıyla çevreci bir hava verilmeye çalışılan bu proje aslında Karadeniz Bölgemizdeki büyük bir talan projesinin parçasıdır. “Yayla Koridoru” adı altında mevcut yayla yollarının genişletilmesi ve yeni yolların açılmasını içeren proje, Samsun’dan başlayarak Artvin’e kadar 2000 m rakımlı yaylalarımızın doğal güzelliklerine ve buradaki bütün canlıların yaşamına bir saldırı niteliği taşımaktadır.

Yaylasına sahip çıkan Karadeniz kadınını yerlerde sürükleyen güvenlik güçleri, aslında bu insanların bütün bir insanlık ve doğa için direndiklerini anladıklarında ne yazık ki elimizde ne ormanlarımız kalacak ne de derelerimiz. Çünkü Yeşil Yol projesi bitirildiğinde Ordu Perşembe Yaylası’ndan Artvin Kafkasör Yaylası’na kadar uzanan bir hat üzerindeki onlarca yayla, genişletilmiş yollarla birbirine bağlanacak, bu hat üzerindeki doğal yaşam alanları tahribata uğrayacaktır. Yeni oteller, alışveriş merkezleri inşa edilerek sermaye sahiplerine “yeryüzü cenneti” olarak sunulacaktır.

Bölgedeki turizm potansiyelini artırmak için yapıldığı söylenen Yeşil Yol’un aslında kamu malı olan yayla ve meraları imara açarak Karadeniz Bölgesini zengin Arapların gözdesi haline dönüştürmek için yapıldığı iddiaları Ordu Valisinin de yapmış olduğu açıklamalarla güçlenmektedir.

Diğer yandan istedikleri her yerde işletme imtiyazı olan maden şirketleri gözlerini zengin maden yataklarının olduğu tarihsel olarak da bilinen Karadeniz Bölgesine çevirmişlerdir. Ordu Fatsa’da yabancı ortaklı bir firma 100 dönümlük arazide siyanürle altın ayrıştırma tesisi kurmaktadır. Yine AKP’nin Havuz Medyasının finansörlüğünü yapan ve milletin anasına sövecek kadar da pervasızlaşan Mehmet Cengiz, Artvin Cerattepe’de 4400 dönümlük arazide yine siyanürle altın ayrıştırma tesisi kurmak için çalışmaktadır. Artvin’e içme suyu sağlayan, Milli parkların ve kent ormanının hemen yanı başındaki Cerattepe’de yapılmak istenen maden çalışmasına karşı Artvin halkı “Artvin’in üstü altından daha değerlidir” diyerek nöbet tutuyor. Artvin’de ya maden şirketleri var olacak yada Artvin halkı. Rize İdare Mahkemesi’nin Cerattepe’de maden ruhsatı verilemeyeceği, verilmesi durumunda ise halkın burayı terk etmek zorunda kalacağı kararına rağmen yeni ÇED raporlarıyla yeni maden ruhsatları alınmaktadır.

Maden şirketlerinin Karadeniz Bölgesindeki ısrarları Yeşil Yol projesi ile ilişkilidir. Madenleri suya, hayvana ve tüm doğal varlıklara zarar verme pahasına yağmalamak isteyen maden şirketleri, çıkartacakları madenlerin ulaşımını sağlamak için geniş yollara ihtiyaçları vardır.

Madencilik ile Yeşil Yol arasında var olan bu ilişkinin benzeri de suların kullanım imtiyazını alan HES şirketleri arasında da bulunmaktadır. Bilindiği gibi Doğu Karadeniz bölgesindeki su kaynakları üzerinde, HES olarak bilinen “Su Biriktirmesiz Hidroelektrik Santralleri” eliyle özel mülkiyet kurulmaktadır. Yatağından alınıp tüneller içerisinde kilometrelerce akıtılan su, doğadaki varlıkların kullanımına kapatılmaktadır. HES’lerin yapıldığı bölgelere, su tünellerine, elektrik tesislerine ulaşmak için Yeşil Yol projesiyle açılan bu geniş yollara ihtiyaç duyulmaktadır.

Son 20 yılda kişi başına düşen yıllık su miktarının 4000 metreküpten 1500 metreküpe düşmesiyle ülkemiz “su kıtlığı yaşayan ülkeler” arasına girmiştir. 2010 yılında toplanan Türkiye Su Meclisi’nin yayınlamış olduğu Su Manifestosu’nda “Suyun alınıp satılacak ticari mal olmadığı, tüm canlıların ulaşmaya hakkı bulunan doğal bir varlık olduğu, yalnızca doğaya ait olduğu, suyun özelleştirilmesinin ve suya efendi atanmasının kabul edilemeyeceği” vurgulanmıştır.

HES şirketleri sigortasız ve iş güvenliğinden yoksun çalıştırdığı işçileri sömürmekte, ölümlerine neden olmakta, AKP’den aldıkları hukuksuz güçle mahkeme kararlarına rağmen çalışmalarına devam etmekte, bölge halkına fiili saldırıda dahi bulunmaktadır.

Bugün Karadeniz bölgemizde insanlarımızın büyük bir direniş gösterdiği Yeşil Yol zamanın Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın “Karadeniz’de bir havaalanına inen bir ziyaretçi her yayladan sonra denize inmeden Karadeniz’in tüm yaylalarını gezebilecek” sözleriyle savunulacak kadar masum bir proje değildir. Yeşil Yol, küresel ve yerli sermayenin Doğu Karadeniz’in doğal varlıklarını ticarileştirme çalışmalarının bir parçasıdır.

Bölgenin ekosistemini bozacak olan projelere, maden şirketlerine, HES’lere ve Yeşil Yol’a direnen bölge insanının onurlu mücadelesini Eğitim-İş olarak destekliyoruz. Bu direnişi “yasadışı” ilan eden ve kadınlarımızı yerlerde sürükleyen zihniyete Anayasamızın “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir” diyen 56.maddesini hatırlatıyoruz.

Halkın sağlığını ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını elinden alan şirketlere destek olan AKP hükümeti anayasal bir suç işlemektedir. Çevreyi korumak, kirlenmesini ve tahrip edilmesini önlemek için direnen Karadeniz insanımız ise Anayasal ödevini yerine getirmektedir.

MERKEZ YÖNETİM KURULU

Bu yazıyı paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*