Son güncellenme :07.02.2018 11:26

Anasayfa > Anasayfa > 5. DÖNEM 2. BAŞKANLAR KURULUMUZU GERÇEKLEŞTİRDİK

07.02.2018 Çar, 11:26

5. DÖNEM 2. BAŞKANLAR KURULUMUZU GERÇEKLEŞTİRDİK

5. Dönem 2. Başkanlar Kurulumuz, 2-3 Şubat 2018 tarihlerinde, Şube ve İl Temsilcilik Başkanlarımızın geniş katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.

Ülke gündemi, sendikal süreç, örgütlenme çalışmaları, eğitim-öğretim sistemine ilişkin sorunlar tartışıldığı kurulda, aşağıda yer alan sonuç bildirgesi hazırlandı.

 

EĞİTİM-İŞ 5. DÖNEM 2.BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRGESİ

2-3 ŞUBAT 2018

Ülkemiz iki yıla yakındır OHAL ve KHK ile antidemokratik bir şekilde yönetilmektedir. Siyasal iktidar, 15 Temmuz kalkışmasını kendi devamlılığı için bir fırsata çevirmiştir. Demokrasi sandıklardan ibaret değildir. Demokrasi bir yaşam biçimidir. Tek adama bağlı yönetim anlayışı kalıcı hale getirilmek istenmektedir. Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin onuru Türkiye Büyük Millet Meclisi işlevsiz bırakılmış; halkın egemenliği yok sayılmıştır.

Dış politikada sıfır sorun politikasıyla yola çıkan AKP hükümeti, iktidarı süresince ülkemizi önce “sıfır komşu” ardından da değerli yalnızlık nokrasına getirmiştir. Şimdi geldiğimiz tehlikeli yalnızlık, izlenen dış politikanın “Yurtta Barış Cihanda Barış” rotasından çıkartılmasının bir sonucudur.

AKP’nin bu tehlikeli günlere gelmemizde büyük payı olan iç ve dış politika yanlışları ile ödenen bedellerin hesabını halkımız bir gün mutlaka teraziye koyacak ve tartacaktır. Bu süreçte komşularımızın toprak bütünlüğünün korunması temel hedef olmalı, bu kapsamda yapılacak sınır ötesi operasyonlar da komşu ülkelerin meşru yönetimleriyle birlikte yürütülmelidir.

Bu yaşanan antidemokratik süreç, yönetsel niteliğini azgınlaştırarak düşünce ve ifade özgürlüğüne de saldırmaktadır. Demokratik bir rejim ancak kişilerin ve kurumların farklı düşüncelerini özgürce açıklamaları ile yaşam bulur. TTB’nin bu kapsamda açıkladığı fikirlerini düşünce özgürlüğü bağlamında temel bir hak olarak görüyor, kuruma ve yöneticilerine yapılan haksız müdahaleyi kabul etmiyoruz.

Atatürk ilke ve devrimlerinin eğitimden ve yaşantımızdan yavaş yavaş silinmeye çalışıldığı, karma ve kamusal eğitim ilkesinden uzaklaşıldığı, eğitimin adaletsizlikler oluşturarak devlet eliyle verilen teşviklerle özelleştirildiği bir süreçten geçiyoruz.

Öğretim programları, laik ve bilimsel normlardan uzaklaşmış, dinselleştirilmiş, cinsiyetçi bir anlayışa bürünmüştür.

Devletin anayasal sorumluluğu olan eğitim dinci vakıf, dernek ve cemaatlerin kontrolüne terk edilmiştir. Yoksul halk çocukları bu dinci yapıların karanlık ellerine terkedilmiştir. Denetimsiz ve göz ardı edilen bu dinci yapıların yurtlarında çocuklarımız istismar edilmiş, gelecekleri karartılmıştır. Bu yapılanlar karşısında Eğitim-İş tavrını en sert biçimde ortaya koymuş, çocuklarımızın her tür hukuki ve demokratik hakları için destek olmuştur. Örgütümüzün çocuklarımızın geleceğini karartmaya çalışan bu anlayışlarla mücadelesi büyüyerek devam edecektir.

Eğitim emekçilerimiz iş güvencelerinden yoksun, taşeroncu bir anlayışla sözleşmeli çalışmaya itilmiştir. Mülakatlarla emekleri yok sayılmış, tehditlerle çalışma yaşamlarına müdahale yapılmıştır. Okul ve kurum yöneticileri liyakat esaslarından uzak, kadrolaşmacı, siyasi referanslara dayalı olarak atanmıştır. Bu hasta yönetim anlayışı, okullarımızda ve üniversitelerimizde adaletsizlikler ve mağduriyetler oluşturmuştur.

Yıllardır çözülemeyen, kangren haline gelen, kazanılan onlarca mahkeme kararlarına karşın uzman öğretmenlik konusunda mağduriyetleri çözecek bir mevzuat düzenlemesi yapılmamıştır. Yüzbinlerce eğitim emekçisi bu konudaki düzenlemeyi beklemektedir.

Yine aynı şekilde 3600 ek gösterge talebimiz TBMM’de görüşülüp yasa teklifi yapılmasına rağmen, iktidar tarafından reddedilmiştir. Yüzbinlerce eğitim emekçisinin imza kampanyalarıyla ortaya koyduğu 3600 ek gösterge taleplerinin mücadelesine öncülük etmeye devam edeceğiz.

Kamu emekçileri, esnek vergi dilimiyle soyguna uğramaktadır. Zaten enflasyon altında verilen zamlar yüksek vergi dilimleriyle geri alınmaktadır. Talebimiz vergi diliminin kamu emekçileri için % 15 ile sınırlandırılmasıdır.

Eğitim-İş, ulusal bayramlarımızın amacına uygun bir şekilde kitlesel olarak kutlanması için mücadelesine devam edecektir.

Eğitim İş bu güne kadar olduğu gibi, eğitim emekçilerinin umudu olmaya devam edecektir. Atatürk ilkelerinin ve bilimsel, demokratik, parasız, kamusal, laik ve karma eğitimin yılmaz savunucusu olacaktır.

Yaşasın Eğitim-İş!

Yaşasın Birleşik Kamu-İş!

Bu yazıyı paylaş

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

*